Content is the King

  • 1
    Ülkenin içeriğe bakışı...


    Eskinin Kütüphaneci kafası ile content dünyasına giriş; Lesson 1


    ekitap ve e-eğitim konusunda çalışan bir avuç deliden biri olarak iki kelam laf etmenin günü geldi de geçiyor. Ülke idarecilerinin içerik sektörüne bakışı 20 yıl önce neyse şimdi de o'dur. Geçen hafta bizzat bana gelen son iki istekle bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı doğmuştur.
    Gelinen noktanın özeti mi?

    Her yıl kütüphaneci dostlarımızdan yayınevlerine gelen küçük bir istek başlıklı iletinin içeriğindeki cümlede saklı; 5 milyon harcayıp kütüphane kurduk. Lütfen kütüphanemizi doldurmak için kitap bağışı yapın isteği ile günümüz teknoloji dünyasının baş rol oyuncularından gelen istekler aslında geçmişin birer yansıması; 20 milyar dolar harcayacağız tabletlerimizi şenlendirin. O kadar çok cihaz satacağız ki bize ücretsiz içerik verin.
    İçerik satışı için content satış ve paylaşım platformu yapanından tutun da içerik sağlayan en küçük kuruluş veya kişiye kadar başta Fatih Projesinin başındaki herkesin dilinde pelesenk olmuş 'content is the king' klişesinden başka elin oğlundan aldığımız hiç bir vizyon yok maalesef...
    Son 50 yılda en küçük kütüphane yöneticisinden tutun da en büyük kütüphane yöneticisine kadar tüm yönetimlerin içerik sağlayıcılara gönderdiği mektup veya e-mail içeriği durumun net özetidir; '5 milyon harcayıp kütüphane yaptık. Kitaplıklarımız ceviz kaplama. Lütfen yardımcı olun kütüphanemizin içerisini kitap ve içerikle dolduralım' isteğinde 'özne' kitap olmadıkça Fatih Projesi gibi nice Fatih Projeleri çöp olarak kalmaya devam edecek.

    Anlamayanlar için biraz daha açalım; bilgi için harcayacağın 5 milyon lirayı kitaplıklar için harcamak yerine, ilk önce içerik alımına, yani kitap alımına öncelik verip, kitap alacaksın. Kitap alacaksın, bağış istemeyeceksin.
    'Mobilyacından, tesisatçından, inşaatçından bağış yapmasını isteyeceksin.' İşte o zaman ortaya bir kütüphane çıkacak. Yazarına, yayıncısına, çevirmenine destek olup daha fazla içerik üretmesine ön ayak olacaksın. Yoksa kütüphane kurmak için harcadığın 20 milyon olsa da iş o mekanı tasfiye etmeye gittiğinde o kitaplıklar 2. el ürün satan sitelerde en fazla 200 bin TL eder.
    Mentalite aynı olunca Fatih Projesi de donanımdan öte bir yere gidemiyor elbette. 60 bin adet tablet dağıtacağız siz de içerik sağlayın isteği kendince iyi bir şey yaptığını sanan o kütüphanecinin yaptırdığı kitaplıkların kafası ile sizi aynı durumda görmemize sebep oluyor; masif kafa yerine Fatih'te kısa devre yapmış tablet kafası. Hatta tablet kafası bile değil kutusu... Şimdi 20 milyar dolar toplam bütçesi olan bir proje seçim zamanı yaklaştığı için sıfır içerik desteği ile tekrar ısıtılmak isteniyor.
    'İçerik bağışı yapmak ister misiniz veya verin ücretsiz içeriklerinizi tabletlerimizin, telefonlarımızın fabrika ayarlarına koyalım' şeklinde gelen iyi niyetli dilekler yerine tek isteğim bilesiniz ki bu tarz isteklerle gelenleri fabrika ayarlarına tekrar geri döndürebilmek. Belki sıfırdan başlarsak bir yararı olur niyeti ile sakın yanlış anlaşılmasın...
    İyimser yanından bakalım.. Fatih Projesinin internet kullanımı arttırdığı doğrudur. Bakın gittigidiyor veya sahibinden sitelerine, Fatih Projesinden kalma 200TL etmeyen tabletlerle dolu.
    Eskilerim bir deyimi ile 'al bir kaya nerene dayarsan daya'.
    Seçim zamanı geldiği için kaya yerine 'tablet' kullanıyoruz sadece o kadar.
    Content is the king' doğru. Ama ülke krallıkla yönetilmiyor maalesef.
    Velev ki Krallıkla yönetilseydi bu durumda ne olurdu?
    En az o dananım kadar 'Kral Çıplak...
    22.04.2015 08:54 ~ 22.04.2015 08:56

Content is the King hakkında siz de yorum yapın